ziraatciyiz.org

Tarım Politikası

Kaynak: https://www.ziraatciyiz.org/tarim-politikasi.html

Bu derste

Tarım politikası, hükümetlerin tarımsal üretim, pazarlama, tüketim ve altyapı alanlarında düzenleyici, destekleyici ve denetleyici olarak yaptığı müdahaleleri ve bunların sonuçlarını inceler. Bu sayfada tarım politikasının temel kavramlarından başlayarak devletin tarıma neden müdahale ettiği (istikrarsızlık ve düşük getiri sorunları), destekleme araçlarının ekonomik etkileri, Avrupa Birliği ve ABD’nin tarım politikaları ve Osmanlı’dan günümüze Türkiye tarım politikalarının gelişimi anlatılmaktadır. Sonunda bir kavramlar sözlüğü ve kendini sınayabileceğin bir test bulunuyor.

1. Politika ve tarım politikası

Devletler adalet, savunma, güvenlik, eğitim, sağlık, ekonomi ve sosyal alanlarda söz sahibidir. Piyasa ekonomisinde hükümetin ekonomideki rolü daralmış ve büyük ölçüde düzenleyici, destekleyici ve denetleyici olarak tanımlanmıştır; hükümetler bu rollerini, piyasanın başarısız kaldığı alanlarda kullanır. Tarım politikası, hükümetlerin tarım sektörüne yönelik bu müdahalelerini ve sonuçlarını konu alır.

Devletin tarıma müdahale etmesi gerekip gerekmediği konusunda farklı görüşler vardır:

Piyasaya bırakma görüşü

Düşük tarımsal fiyatlar arz fazlasından kaynaklanır. Düşük fiyatlara bir süre izin verilirse üretim azalır, tüketim artar ve fiyatlar kendiliğinden yükselir; yani fiyat mekanizması sorunu kendisi çözer.

Müdahale görüşü

Bu uyum süreci çok sancılıdır ve gıda üretiminin güvencesini riske sokabilir. Stratejik öneme sahip tarımsal ürünlerin üretimi piyasa koşullarına bırakılamayacak kadar önemlidir; bu yüzden devlet desteği gereklidir.

Uygulamada gelişmiş ülkeler başta olmak üzere hemen her ülke, tarımın kendine özgü özellikleri nedeniyle diğer sektörlere göre dezavantajlı olduğunu kabul ederek tarıma özellikle destekleme yoluyla müdahale etmektedir. Politikaların başarısı için muhatap kesimlerin (üreticiler, tüketiciler, sanayi) çıkarlarının ve beklentilerinin doğru belirlenmesi ve aralarında bir denge kurulması gerekir.

2. Tarım politikasının kapsamı ve amaçları

Tarım politikasının ilgi alanı dört başlık altında toplanabilir:

  • Üretim (gıda güvencesi): İşletme büyüklüğü, arazi parçalılığı ve toplulaştırma, mülkiyet ve kiracılık ilişkileri, sermaye; tarımdaki nüfus fazlasının diğer sektörlere kaydırılması; iç ve dış talebe uygun bir üretim deseninin oluşturulması.
  • Pazarlama: Ürünlerin üreticiden tüketiciye ulaşması, pazar yapısı, örgütlenme ve fiyat oluşumu.
  • Tüketim: Tüketicilerin yeterli, dengeli ve güvenli gıdaya uygun fiyatlarla ulaşması (gıda güvenliği).
  • Altyapı: Sulama, ulaşım, depolama, araştırma, eğitim ve yayım hizmetleri.

Tarım politikalarının başlıca amaçları; tarımsal üretimin ve verimliliğin artırılması, çiftçi gelirlerinin yükseltilmesi ve istikrara kavuşturulması, tüketicilerin yeterli gıdaya uygun fiyatla ulaşması, kaynakların etkin ve sürdürülebilir kullanılması ve kırsal kalkınmanın sağlanmasıdır. Bu amaçlar zaman zaman birbiriyle çatışır: örneğin üreticiye yüksek fiyat, tüketiciye düşük fiyat demektir. Politika yapıcıların görevi bu amaçlar arasında denge kurmaktır.

3. Ekonomik teori ve tarım politikası

Tarım politikalarının etkilerini anlamak için arz ve talep kavramları temeldir.

  • Talep esnekliği: Temel gıda ürünlerinin talebi fiyata karşı inelastiktir (esnek değildir): fiyat düştüğünde insanlar çok daha fazla ekmek yemez. Bu yüzden arzdaki küçük bir artış fiyatların ve çiftçi gelirinin büyük ölçüde düşmesine yol açabilir.
  • Arz esnekliği: Tarımsal arz, üretim döneminin uzun olması ve doğaya bağlılık nedeniyle fiyat değişimlerine ancak gecikmeyle tepki verir.
  • Üretici ve tüketici rantı: Üretici rantı, üreticinin piyasa fiyatından elde ettiği, satmaya razı olduğu fiyatın üzerindeki kazançtır; tüketici rantı ise tüketicinin ödemeye razı olduğu fiyat ile ödediği fiyat arasındaki farktır. Politika analizlerinde bir müdahalenin kimin kazanıp kimin kaybettiği bu rantlardaki değişimle ölçülür.
  • Fiyat mekanizmasının başarısızlığı: Tekel ve eksik rekabet, dışsallıklar (örneğin çevre kirliliği), kamu malları ve bilgi eksikliği gibi durumlarda serbest piyasa en iyi sonucu vermez; müdahalenin ekonomik gerekçesi bu başarısızlıklardır.

Mali politikalar (vergi ve kamu harcamaları), parasal politikalar (faiz, para arzı, döviz kuru) ve yapısal politikalar da tarımı doğrudan etkiler. Örneğin yüksek faizler tarımsal yatırımları azaltır; döviz kurundaki değişimler tarım ürünleri ihracatını ve girdi fiyatlarını etkiler.

4. Tarımda istikrarsızlık

Tarım; iklim, hastalık ve zararlılar gibi doğal etkenlere bağlı olduğu için diğer sektörlerden daha fazla risk ve belirsizlik taşır. Riskte sonuçların olasılık dağılımı bilinir; belirsizlikte ise bilinmez ya da karar vericinin zihninde bir anlam ifade etmez.

İstikrarsızlığın kaynakları

  • Doğal kaynaklı: İklimdeki olağandışı değişimler, doğal afetler, hastalık ve zararlılar.
  • Ekonomik dalgalanmalar: Ekonomideki genişleme ve daralmalar çiftçi gelirlerini etkiler.
  • Rekoltedeki dalgalanmalar: Üretimdeki yıldan yıla değişimler fiyatları dalgalandırır.
  • Hükümet politikaları: İhracat yasakları, fiyat müdahaleleri ve üretim kontrolleri, istikrarsızlığı azaltmak için konulsa bile bazen belirsizliği artırabilir.

Belirsizlik, ortalama arz ve talebi azaltır; üretici risk almaktan kaçınarak daha az üretir.

Örnek: belirsizlik altında karar Bir çiftçinin iki üretim seçeneği var. A1 seçeneği kötü yılda 10 ₺, iyi yılda 50 ₺; A2 seçeneği kötü yılda 30 ₺, iyi yılda 20 ₺ kazandırıyor. En kötüyü bekleyen temkinli bir çiftçi, en düşük kazancı en yüksek olan A2’yi seçer (en az 20 ₺’yi garantiler). İki yılın olasılığı eşitse beklenen kazanç A1’de 30 ₺, A2’de 25 ₺ olduğu için A1 tercih edilir.

İstikrarsızlığı azaltma yöntemleri

  • Tampon stoklar: Bol yıllarda ürün depolanıp kıt yıllarda piyasaya verilerek fiyatlar dengelenir.
  • Fiyat kontrolleri: Savaş ya da salgın gibi olağanüstü durumlar dışında uygun değildir; üretimi azaltır.
  • İhracat-ithalat kontrolleri ve ticaretin serbestleştirilmesi.
  • Fiyat destekleri, üretim kontrolleri ve doğrudan ödemeler.
  • Tarım sigortası: Türkiye’de 2005’te 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğine dayalı TARSİM sistemi kurulmuştur; devlet prim desteği verir.

5. Tarımda düşük getiri

Tarımda gelirlerin diğer sektörlerin gerisinde kalması bütün dünyada görülen bir olgudur ve tarım politikalarının ikinci büyük gerekçesidir. Bunu açıklayan başlıca teoriler şunlardır:

Koşu bandı (treadmill) teorisi

Willard Cochrane’in 1965’te ortaya koyduğu teoriye göre: her yıl yeni teknolojiler ortaya çıkar; kârlı ve verim artırıcı oldukları için çiftçiler bunları hızla benimser. Ama tarım ürünlerine talep yavaş arttığı ve esnek olmadığı için arzın hızla artması fiyatları ve çiftçi gelirini düşürür. Teknolojiyi erken benimseyen çiftçiler kısa süreli bir kazanç elde eder; sonra herkes benimsediğinde bu kazanç ortadan kalkar ve süreç yeni bir teknolojiyle yeniden başlar. Çiftçiler, koşu bandındaki gibi sürekli koşmak zorunda kalır ama yerinde sayar.

Sabit kaynak teorisi

Tarıma bir kez giren kaynaklar (işgücü, arazi, makine) getirileri düştüğünde kolayca tarımdan çıkamaz. Örneğin çiftçilerin becerileri tarım dışında sınırlı değer taşır; tarımda kalmalarının fırsat maliyeti düşüktür. Bu yüzden düşük fiyatlara rağmen üretim azalmaz ve kronik üretim fazlası ile düşük gelir kalıcı hâle gelir.

Azalan maliyet teorisi

Büyük işletmeler ölçek ekonomilerinden yararlanarak birim maliyetlerini düşürür; küçük işletmeler rekabette geride kalır. Bu, işletmelerin büyümesine ve tarımda çalışan nüfusun azalmasına yol açar.

6. Destekleme araçları ve etkileri

Tarımsal destekleme biçimleri dört grupta toplanabilir:

Destek türüÖrnekler
Fiyat desteğiTaban fiyat ve destekleme alımı, prim, ithalat kotası ve gümrük vergileri, ihracat iadeleri
Doğrudan gelir desteğiAlan ya da hayvan başına ödemeler, afet ve zarar ödemeleri
Dolaylı gelir desteğiGirdi sübvansiyonları (gübre, mazot, tohumluk), düşük faizli kredi, sigorta prim desteği
Diğer desteklerAraştırma, eğitim ve yayım; altyapı; bölgesel ve kırsal kalkınma; işleme ve pazarlama

Taban fiyat ve destekleme alımı

Devlet bir ürün için taban fiyat belirler ve piyasa fiyatı bunun altına düştüğünde bu fiyattan alım yapar. Yüksek fiyat üretimi artırırken piyasa talebini düşürür; aradaki fark devletin elinde stok olarak kalır ve depolama, değerlendirme masrafları bütçeye yük olur.

Üretim kontrolleri

Üretim kotaları ya da ekim alanı sınırlamaları arzı azaltıp fiyatı yükseltir. Refah analizine göre bu durumda tüketiciler kaybeder; talep esnek değilse üreticiler kazanır; ancak toplumun toplam kaybı üreticilerin kazancından büyüktür. Türkiye’de fındık dikim alanlarının sınırlanması, şeker pancarında kota ve tütün üretiminin sınırlandırılması bu tür politikalara örnektir.

Doğrudan gelir desteği

Ürün çeşidinden ve üretim miktarından bağımsız olarak çiftçiye yapılan sabit ödemedir. Piyasa mekanizmasına en az müdahale eden ve uluslararası ticareti en az bozan destek türü olduğu için dünyada giderek yaygınlaşmıştır.

7. Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası

Avrupa Birliği’nin Ortak Tarım Politikası (OTP), tarımsal üretimde etkinliği artırmak, çiftçilerin gelirlerini diğer sektörlerde çalışanlarınkine yaklaştırmak ve tüketicilerin tarım ürünlerine uygun fiyat, kalite ve miktarda ulaşmasını sağlamak amacıyla 1960’ların başında uygulanmaya başlandı. Üç temel ilkeye dayanır:

  • Tek pazar: Tarım ürünlerinin birlik içinde serbest dolaşımı, ortak fiyat ve rekabet kuralları.
  • Topluluk tercihi: Birlikte üretilen ürünlere öncelik verilmesi; üçüncü ülkelerden ithalata karşı koruma.
  • Mali dayanışma: Ortak politikanın bütün üyelerin katıldığı ortak bir bütçeden finanse edilmesi.

İlk ortak piyasa düzeni 1962’de hububat için kuruldu. OTP’nin AB bütçesindeki payı 1980’de yüzde 74 civarındayken, reformlarla 2018’de yaklaşık yüzde 37’ye geriledi.

Reformlar

  • 1985’e kadar: Kendine yeterliliğin öncelikli olduğu, ürün fiyatlarının desteklendiği dönem. Sonucunda büyük üretim fazlaları ve bütçe yükü ortaya çıktı.
  • MacSharry reformu (1992): Müdahale fiyatları düşürüldü, belirli büyüklüğün üzerindeki hububat üreticilerine arazilerinin bir kısmını boş bırakma zorunluluğu getirildi ve gelir kayıpları alan ve hayvan başına ödemelerle telafi edildi.
  • Gündem 2000 (1999): Fiyat düşüşleri sürdürüldü, doğrudan ödemeler devam etti; birliğin doğuya genişlemesi ve Dünya Ticaret Örgütü görüşmeleri bu reformu hızlandırdı. Kırsal kalkınma OTP’nin ikinci ayağı hâline geldi.
  • Tek ödeme planı (2003): Ödemeler üretimden ayrıştırıldı (çiftçi neyi ne kadar ürettiğinden bağımsız olarak destek alır); ödemeler çevre, gıda güvenliği ve hayvan refahı kurallarına uyma şartına bağlandı.

8. ABD tarım politikaları

ABD’de tarım politikaları, genellikle beş yılda bir çıkarılan tarım yasalarıyla (Farm Bill) belirlenir. Bu yasalar fiyat ve gelir destekleri, stok politikası ve ürün rezervleri, üretim sınırlamaları, toprak ve su kaynaklarının korunması, gıda yardımı ve kırsal kalkınmayı birlikte düzenler.

  • 1996–2001 yasası: Fark ödemelerinden, üretim ve verimden bağımsız doğrudan gelir ödemelerine geçildi; bütçe harcamalarının önceden bilinmesi ve piyasa güçlerinin etkisinin artırılması hedeflendi. Ödemeler, çevre koruma planlarına uyma şartına bağlandı.
  • 2002–2007 yasası: Sabit doğrudan ödemeler getirildi ve kapsam soya, diğer yağlı tohumlar ve yer fıstığını da içerecek şekilde genişletildi.
  • 2008–2013 yasası: Yıllık harcamaların büyük kısmı gıda yardımına ayrıldı; ürün programları, koruma, ticaret ve kırsal kalkınma desteklendi.

ABD politikalarının genel eğilimi, piyasaya doğrudan müdahaleden çiftçi gelirini ve riskini yöneten araçlara (sigorta ve gelir güvencesi programları) doğru kaymak olmuştur.

9. Türkiye: Osmanlı döneminden planlı döneme

Osmanlı dönemi

Osmanlı ekonomisi toprağa ve tarımsal üretime dayanıyordu. Toprakların büyük kısmı, çıplak mülkiyeti devlete ait miri topraklardı. Bu toprakların gelirleri, gelir büyüklüğüne göre has, zeamet ve tımar olarak ayrılan dirlikler hâlinde yöneticilere ve sipahilere bırakılır, karşılığında asker beslenmesi istenirdi. Devletin en önemli gelir kaynağı, ürünün bir bölümü olarak alınan öşür (aşar) vergisiydi.

Cumhuriyetin ilk kırk yılı (1923–1962)

  • 1925: Aşar vergisi kaldırıldı.
  • 1926: Medeni Kanun ile toprak mülkiyeti hakkı güvenceye alındı. Ancak miras yoluyla arazilerin bölünmesi zamanla küçük ve ekonomik olmayan işletmelerin ortaya çıkmasına yol açtı.
  • 1929 buhranı ve sonrası: Buğday fiyatlarının çökmesi üzerine 1932’de Buğday Koruma Kanunu çıkarıldı ve Ziraat Bankası’na destekleme alımı yetkisi verildi. Bu görev 1938’de kurulan Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) devredildi.
  • 1940’lar: İkinci Dünya Savaşı koşullarında fiyatları düşük tutmak için azami fiyat (narh) uygulandı.

Planlı dönem (1963–1999)

Beş yıllık kalkınma planlarıyla tarım politikaları plan hedeflerine bağlandı. İlk planda fiyat müdahalesi yerine girdilerin desteklenmesi ve tarım satış kooperatiflerinin geliştirilmesi öne çıktı. Sonraki dönemlerde taban fiyat ve destekleme alımları ile girdi sübvansiyonları en yaygın araçlar oldu; 1973’te Toprak ve Tarım Reformu Kanunu çıkarıldı. Yüksek destekleme fiyatları zamanla iç ve dünya fiyatları arasında büyük farklara, stok ve bütçe yüküne yol açtı.

10. Türkiye: 2000’li yıllar ve günümüz

Fiyat ve girdi desteklerinin bütçeye ağır yük getirmesi ve tarımı istenen başarıya ulaştıramaması üzerine, 2000’li yılların başında köklü bir politika değişikliğine gidildi. Dünya Bankası ile yapılan anlaşma çerçevesinde başlatılan Tarım Reformu Uygulama Projesi (ARIP) üç unsur içeriyordu: doğrudan gelir desteğine geçiş, fiyat ve girdi desteklerinin aşamalı olarak kaldırılması ve tarımdaki kamu işletmelerinin özelleştirilmesi. Bu dönemde çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) kuruldu ve işlenen arazi başına doğrudan gelir desteği ödenmeye başlandı.

2006’da çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu, tarım politikalarının amaçlarını ve destekleme araçlarını yasal bir çerçeveye oturttu. Kalkınma planlarında gıda güvenliği ve güvencesi, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı, arazi toplulaştırması, örgütlenme ve rekabet gücü öne çıktı; desteklerin tarım havzaları esas alınarak, bölgelerin ekolojik koşullarına uygun ürünlere yönlendirilmesi hedeflendi.

Destek türleri

  • Alan bazlı destekler: Mazot, gübre, sertifikalı tohumluk, yem bitkileri ve fındık alan bazlı gelir desteği gibi ödemeler.
  • Fark ödemesi: Belirli ürünlerde üreticiye, satış fiyatına ek olarak ürün miktarı başına yapılan ödeme.
  • Hayvancılık destekleri.
  • Kırsal kalkınma destekleri: 2008’de başladı; AB’nin katılım öncesi fonlarıyla yürütülen programlar da bu kapsamdadır.
  • Tarım sigortası destekleri: 2007’de başladı; TARSİM primlerinin bir kısmını devlet karşılar.
  • Diğer ve telafi edici destekler.

Ders notlarındaki verilere göre toplam doğrudan tarımsal destekler 2002’de yaklaşık 1,9 milyar ₺ iken 2020 için yaklaşık 22 milyar ₺ olarak programlanmıştır. Bu dönemde bitkisel üretim desteklerinin toplamdaki payı yüzde 93’ten yüzde 50 civarına inmiş, hayvancılık desteklerinin payı yüzde 4,5’ten yüzde 30’a yaklaşmıştır.

Destek kalemleri ve miktarları her yıl yeniden belirlenir. Güncel destekleme kararları için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmî duyurularına bakılmalıdır.

11. Tarım politikalarının değerlendirilmesi

Tarım politikaları değerlendirilirken yalnızca hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığına değil, maliyetlerine ve kimin kazanıp kimin kaybettiğine de bakılır. Dünyadaki genel eğilimler şöyle özetlenebilir:

  • Ürün fiyatlarına doğrudan müdahaleden, üretimden bağımsız doğrudan ödemelere ve gelir güvencesine geçiş.
  • Desteklerin çevre, gıda güvenliği ve hayvan refahı gibi kurallara uyma şartına bağlanması.
  • Kırsal kalkınma, risk yönetimi (tarım sigortası) ve sürdürülebilir kaynak kullanımının öne çıkması.
  • Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde, ticareti bozan desteklerin azaltılması.

Türkiye için ise arazi parçalılığı ve küçük işletme yapısı, üretici örgütlenmesinin zayıflığı, desteklerin üretim ve verimlilik hedefleriyle ilişkilendirilmesi ve AB’ye uyum tarım politikalarının temel tartışma konuları arasında yer alır.

Kavramlar sözlüğü

Tarım politikası
Hükümetlerin tarım sektörüne yönelik düzenleyici, destekleyici ve denetleyici müdahaleleri.
Gıda güvencesi
Toplumun yeterli gıdaya sürekli olarak ulaşabilmesi.
Gıda güvenliği
Gıdanın sağlığa zarar vermeyecek nitelikte olması.
Talep esnekliği
Fiyattaki değişimin talep edilen miktarı ne ölçüde etkilediği.
Üretici rantı
Üreticinin piyasa fiyatından elde ettiği, satmaya razı olduğu fiyatın üzerindeki kazanç.
Tüketici rantı
Tüketicinin ödemeye razı olduğu fiyat ile ödediği fiyat arasındaki fark.
Tampon stok
Fiyatları dengelemek için bol yıllarda biriktirilip kıt yıllarda piyasaya verilen stok.
Koşu bandı (treadmill) teorisi
Teknolojik gelişmenin arzı artırıp fiyat ve geliri düşürerek çiftçileri sürekli yeni teknolojiye zorladığını açıklayan teori.
Sabit kaynak teorisi
Tarıma giren kaynakların getiriler düşse de kolayca çıkamadığını açıklayan teori.
Taban fiyat
Devletin, piyasa fiyatı altına düştüğünde alım yaptığı en düşük fiyat.
Destekleme alımı
Devletin belirlediği fiyattan üreticiden ürün satın alması.
Fark ödemesi
Üreticiye satış fiyatına ek olarak ürün miktarı başına yapılan ödeme.
Doğrudan gelir desteği
Ürün ve üretim miktarından bağımsız olarak çiftçiye yapılan sabit ödeme.
Üretim kotası
Bir ürünün üretim miktarına konan sınır.
Ortak Tarım Politikası (OTP)
Avrupa Birliği’nin üye ülkelerde ortak olarak uyguladığı tarım politikası.
Ayrıştırma (decoupling)
Desteklerin üretim miktarından bağımsız hâle getirilmesi.
Farm Bill
ABD’de tarım politikalarını belirleyen, genellikle beş yılda bir çıkarılan tarım yasası.
Aşar (öşür)
Osmanlı’da ürünün bir bölümü olarak alınan, 1925’te kaldırılan vergi.
ARIP
2000’li yılların başında Türkiye’de doğrudan gelir desteğine geçişi sağlayan Tarım Reformu Uygulama Projesi.
TARSİM
Türkiye’de tarım sigortalarını yürüten, devlet prim desteği alan havuz sistemi.

Kendini dene

Her soruda bir seçeneğe tıkla; doğru cevap ve açıklaması hemen görünür.

1. Temel gıda ürünlerinin talebi fiyata karşı genellikle nasıldır?

Fiyat düştüğünde temel gıdaların tüketimi fazla artmaz; bu yüzden talep inelastiktir.

2. Koşu bandı (treadmill) teorisini kim ortaya koymuştur?

Teori Willard Cochrane tarafından 1965’te ortaya konmuştur.

3. Tarıma giren kaynakların getiriler düşse de kolayca çıkamaması hangi teoriyle açıklanır?

Sabit kaynak teorisi, işgücü ve sermayenin tarımdan çıkışının zor olduğunu açıklar.

4. Bol yıllarda ürün depolayıp kıt yıllarda piyasaya veren istikrar aracı hangisidir?

Tampon stoklar fiyatları yıllar arasında dengeler.

5. Üretim kotasının etkisiyle ilgili hangisi doğrudur?

Kota arzı azaltıp fiyatı yükseltir; tüketicinin kaybı üreticinin kazancından büyük olduğu için net sosyal kayıp oluşur.

6. Piyasa mekanizmasına en az müdahale eden destek türü hangisidir?

Üretimden bağımsız doğrudan gelir desteği piyasayı ve ticareti en az bozan destektir.

7. AB Ortak Tarım Politikası’nın üç ilkesi hangisidir?

OTP tek pazar, topluluk tercihi ve mali dayanışma ilkelerine dayanır.

8. Hububatta arazi ayırma zorunluluğu ve telafi ödemeleri getiren AB reformu hangisidir?

1992 MacSharry reformu müdahale fiyatlarını düşürüp arazi ayırma ve telafi ödemeleri getirdi.

9. Türkiye’de aşar vergisi hangi yıl kaldırılmıştır?

Aşar vergisi 1925’te kaldırıldı.

10. Türkiye’de destekleme alımı yetkisi 1938’de hangi kuruluşa verilmiştir?

1932’de Ziraat Bankası’na verilen yetki 1938’de kurulan TMO’ya devredildi.

Kaynaklar

Bu sayfa, internette açık erişimle sunulan aşağıdaki ders notu, makale, tez ve kitaplardan yararlanılarak özgün olarak yazılmıştır.

  1. Yavuz, F. (2021). Tarım Politikası Ders Notları. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No: 252, TE-401, Erzurum.

Forumda bu dersle ilgili farklı yıllarda paylaşılmış ders notları ve tartışmalar bulunur. Bu sayfadaki anlatım onların bir kopyası değildir; güncel açık erişim kaynaklardan ayrıca hazırlanmıştır. Dersle ilgili sorularını forumda sorabilirsin.

Tarım Politikası ders notları